İSLAM TEVHİT DİNİDİR

  Dinimiz tevhit dinidir. Tevhit, Allah’tan başka yaratıcı ve mabud kabul etmemektir.

Hz. Adem (a.s.)’dan son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’e kadar dini tebliğlerin esasını tevhit inancı oluşturur. Tarih boyunca bütün peygamberler tevhit inancını yerleştirmeye çalışmışlar ve insanları Allah’ın birliğine, ahirete ve gönderilen ilahi mesajlara inanmaya çağırmışlardır. Zamanla insanlar tevhit akidesini bozup dinlerini tahrif ettiklerinde, Allah yeni bir peygamber göndererek, tevhid inancından sapmaları düzeltmiştir. Bütün Peygamberler tebliğlerinde, ibadetlerin sadece Allah için yapılması gerektiğini açıkça belirtmişlerdir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: Andolsun biz her ümmete, “Allah’a kulluk edin ve sahte tanrılardan uzak durun diye” bir elçi gönderdik..”[1]

Tevhit, Allah’ın otoritesinin hiçbir şekilde paylaştırılmaması; Allah’tan başka hiçbir varlığa beşer üstü güç yüklenmemesi ve ona ibadet edilmemesi demektir. Çünkü en üstün vasıflara sadece Allah sahiptir. Allah, yaratan, yarattıklarını düzene koyan, yaratılmışlar üzerinde tasarruf gücü olan, rızık veren, her şeyin sahibi ve Rabbidir. O’nun ilahi vasıflarından birini ya da birkaçını başka varlıklara nispet etmek şirktir. Şirk ise tevbe edilmediği takdirde Allah’ın kesinlikle bağışlamayacağı bir günahtır.

İnsanoğlu, tevhit inancını kabul edebilir bir fıtratta ve tertemiz olarak yaratılmıştır. İnsanın, yaratılışındaki kusursuzluk, çevresinde gördüğü her şey ve tabiatın mükemmel işleyişi ona tevhidi anlatır. İnsana düşen, tevhit inancına sahip çıkmak ve onu korumaktır. Gönderilen peygamberler hep bu gayeye hizmet etmişlerdir. Kur’an, tevhidi zedeleyen, doğru inancı yok eden unsurları bir bir haber vermektedir. Şirk tevhit inancını ortadan kaldırır. Ataların yanlış inançlarına cahilce ve körü körüne bağlılık, kibir ve nefsin arzularına mahkum olmak da tevhit inancını zedeler. Bütün bu tehlikelerden korunmanın yolu ise, dini doğru öğrenmek, doğru anlamak ve doğru yaşamaktır.

Yüce Rabbimiz, insanları ve cinleri yalnız kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. İbadetlerde Allah’dan başkasının rızasını gözetmek, herhangi bir iyiliği insanlara gösteriş olsun diye yapmak, Allah’dan başkasından yardım dilemek, şifa beklemek ve benzerleri işler, tevhit inancına aykırı davranışlardır. Şirkten korunma ve tevhide sarılma konusunda Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Ey Muhammed! Şüphesiz biz o kitabı sana hak olarak indirdik. Öyleyse sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et”[2] De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım, ne var ki bana, sizin ilahınız ancak bir tek ilahtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”[3]

Şirkten uzaklaşmak ve tevhit inancını koruyabilmek için, ibadetlerimizi her türlü riya ve gösterişten uzak kalarak ve Allah rızası için yapalım. Unutmayalım ki, insana yakışan sadece Allah’a kul olmak ve O’na ibadet etmektir.

[1] Nahl, 16/36

[2] Zümer, 39/2

[3] Kehf, 18/110