Namaz'da Tadil-i erkan

Dinimizin direği olan namaz, İslam’ın beş şartından biridir. Yerine getirmekle yükümlü olduğumuz ibadetlerin başta gelenidir. Dünya ve ahiretimiz için çok faydalar sağlayan namaz, insanı kötülüklerden uzaklaştırır, güzel ahlak sahibi kılar. Ahirette de manen yücelmeye, Cehennem azabından kurtulmaya ve Cennete girmeye vesile olur. Bütün bunları elde etmek ise usulüne ve şartlarına göre namazı kılmakla mümkündür.

Namazın usul ve şartlarından biri de tadil-i erkândır. Tadil-i erkan, namazın içinde yer alan kıyam, rükû, secde gibi rükünleri dikkatli bir şekilde, hakkını vererek yerine getirmektir. Sevgili Peygamberimiz “Ben namazı nasıl kılıyorsam, siz de öyle kılın.” [1] buyurmuştur. Bizim için en büyük örnek olan Peygamberimizin namazı nasıl kıldığını Hz. Aişe şöyle anlatıyor: “Kıyamda ağırlığını iki ayağının üzerine vermiş dimdik durur; Rükû ettiği zaman başını ne yukarıya diker ne de aşağıya büker, ikisi arasında tutardı. Rükûdan kalktığı vakit iyice doğrulmadan secdeye gitmezdi. Başını secdeden kaldırdığı zaman, iyice doğrulup oturmadıkça, ikinci secdeyi yapmazdı.”[2]

Hayatımızın en faydalı, en kıymetli dakikaları ibadetle geçirdiğimiz vakitlerdir. Bu itibarla namazda acele etmemek gerekir. Sevgili Peygamberimiz ashabıyla sohbet ederken, en kötü hırsızlığın namazdan çalmak olduğunu söyledi. Orada bulunanlardan biri: “Ey Allah’ın Rasülü! Kişi namazından nasıl çalar?” diye sorduğunda; Peygamberimiz: “Rükû ve secdelerini tam olarak yapmaz” [3] buyurdular.

Allah Rasulü bir gün mescidde tadil-i erkana riayet etmeden namaz kılan birine:"Dön yeni baştan kıl, çünkü sen namaz kılmadın." buyurdu.

Peygamberimizin üzerinde hassasiyetle durduğu bu husus, namazın hakkıyla kılınması halinde insanı kötülüklerden alıkoyacağı gerçeğine işarettir. Nitekim, Ankebut Suresi 45. ayette “Sana vahyedilen kitabı oku. Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor.” buyrulmaktadır.

Kıldığımız namazları bütün varlığımızla Allah’a yönelerek ve huşu içinde kılalım. Çünkü Rabbimiz: “Mü’minler saadete erenlerdir. Onlar namazlarını huşu içinde kılarlar.” [4] buyurmuştur. İçtenlikten yoksun, hele hele gösteriş ve riyanın bulunduğu bir ibadetin, sahibine hiçbir faydası olmayacağını unutmayalım.

Ne mutlu! namazı adabına riayet ederek huşu içinde kılanlara; ne mutlu bu şekilde ebedi saadeti kazananlara...

[1] Buhari, Ezan,18.

[2] Buhari, Ezan, 122.

[3] Muvatta, Kasru's-Salât 72, (1, 167).

[4] Mü’minun, 23/1-2.